Öylesine hosgörülüyümki, beni çok sabirli zannediyorlar.
Asagidaki köse yazimi 2 Haziran 2002 tarihinde Sabah Gazetesinin hafta sonu ekinde yazmistim.
Merhaba ve iyi pazarlar dilerim. Çogu zaman zeka ile akil ayni anlamda kullanilir. Bazilari akil ile zekanin ayni sey oldugunu savunur veya da zannedenler vardir. Halbuki aralarinda önemli farklar var. Bir egitmen olarak yillar içerisinde yapmis oldugum gözlemlerimde, akil ve zekanin, insanlarin kisilik, karakter, yetenek ve davranislarini nasil yönlendirebildigini ve de etkiledigini gördüm. Bunlardan bazilarini asagida belirtmeye çalistim.
Zeka ve akil birbirlerinden farkli özelliklerdir. Bazi insanlar zeki, bazi insanlar akillidir. Bazi insanlar zekasini kullanirken, bazilari da akillarini kullanirlar. Her insanda akil ve zeka farkli oranlarda bulunur.
Yeni yeni fikirleri ve klasik görüsleri temelden degistirebilenler genelde zeki insanlardir. Yeni fikirleri veya temelden degistirilmis olan kurallari en iyi uygulayanlarda akilli insanlardir. Kisaca biri yaratici (zeki) digeri uygulayicidir (akil). Birincisine teorisyen, ikincisine pratisyen de diyebiliriz.
Zeki insanlar çok daha pratiktirler ve kendilerine göre pratik yöntemler gelistirirler. Akilli insan pratik yöntemleri ögrenip uygulamayi tercih eder. Zeki insan genel olarak çok dinamiktir. Akilli insan ise zeki insana göre daha yavastir. Bu nedenle zeki insanlar, aklini kullananlara göre daha öndedirler. Zeki insanlar liderdirler. Buna karsin akilli insanlar yöneticidirler.
Zeki insan çok çabuk karar verir. Bu onun düsünmeden karar verdigi anlamina gelmez. Akilli insan ise kararlarinda hizli degildir. Uzun düsünür ve ondan sonra karar verir. Bazen uzun düsünmesi onun aleyhine olabilir. Çünkü, zaman kaybedebilir ve firsatlari kaçirabilir. Savunmasini da "ben tedbirli olmayi tercih ederim" seklinde yapar. Yaptigi isin sonucu basarisizlikla sonuçlandigi zaman bunalima girebilir. Zeki insan her zaman basarili olacak diye bir kural yoktur. Basarisizligini fazla degerlendirmez ve hemen yeni çözüm yollari arar veya o isi birakip baska bir ise yönelir. Zeki insan tedbirli olma yerine dikkatli olmayi yegler. Zeki bir insanin kolay kolay dikkatini dagitmak mümkün degildir. Akilli insanin dikkati daha çabuk dagilir. Çalisirken, onu fazla rahatsiz etmemek gerekir.
Zeki insanlar ani çikis yapabilirler. Akilli insanlar ise kendilerini kontrol etmeyi tercih ederler. Planlidir akilli olan, zeki olan plansiz degil aksine daginik çalistigindandir. Onun daginikliliginin içinde akillilarin göremedigi bir düzenlilik vardir. Zeki insanlar kolay kolay içine atmazlar. Akilli insanlar ise içine atarak biriktirebilirler. Bu birikim onlarin ani patlamalarina neden olabilir. Zeki insanlar kendi baslarina yetebilirler. Zeki çocuklarda oldugu gibi yalniz baslarina saatlerce oynayabilirler. Hatta nutuk atarlar. Ellerine aldiklari bir oyuncakla uzun uzun konusurlar. Insanlarin pek fazla içine girmezler ve islerine de karismazlar.
Akilli olanlar genelde akil hocaligi yapmayi tercih ederken, zeki olanlar susmayi tercih ederler. Akilli insan konuyu uzun uzun anlatirken, zeki insan kisa konusmayi tercih eder. Zeki insan zamandan bagimsiz hareket eder. Zeki insanlar akilli insanlari anlamakta çogu zaman zorlanirlar. Bunun sebebi onlarin sabirsiz olmalarindan kaynaklanmaz, aksine onlari sikici bulabilirler. Zeki insanlar olaylari analizleyerek ilerlerken, akilli olanlar bilgi toplamayi tercih ederler. Yani daha çok soru sormayi tercih ederler. Bu da onlarin can sikici olduklari durumlardir. Akilli insanlarin bu kadar çok soru sormalarinin arkasinda merak duygulari yatar. Gerçekte zeki insanlar öyle çok merakli degildirler. Bu nedenle zeki olanlar dedikoduyu pek sevmezler. Akilli insanlar sorduklari sorularin karsisinda cevap alirken dedikoduya rahatlikla kayabilmektedirler. Zeki olanlar kendi kendileri ile sohbet edebilirler. Akilli olanlar ise kendilerine mutlaka muhatap arama yoluna giderler.
Zeki insanlar çok kolay baris yoluna gidebilirken, akilli insanlari barisa yöneltmek pek kolay olmayabilir. Akilli olanlar daha çok dinlemeyi ve gözlemlemeyi tercih ederken (sentez), zeki olanlar dinleme yerine konusmayi, gözlemleme yerine onu eline alip tanimaya (analiz) çalisir. Kisaca, zeki olanlar daha çok analizlemeyi, akilli olanlar ise sentezlemeyi tercih ederler.
Zeki olanla, akilli olan arasindaki ortak nokta nedir diye sorarsaniz ikisi de insandir. Ekip çalismasinda zeki insanlarin yanina mutlaka akilli olanlari koymak gerekir. Yapilan iste, en hizli bir sekilde basariya gitme yoludur. Akilli olan inat edebilir ve beklemeye geçer bu bekleyis onun israrciligini sergiler iken , zeki olan inat etmez. Çünkü, zaman kaybidir. Akilli tembellik yapabilir, zeki olan ise tembellik yerine baska bir seye yönelerek mesguliyet aramayi tercih eder. Akilli gerekirse tavir koyabilir. Zeki olan genelde tarzini kullanir. Sonuçta, akilli olan daha kolay kisisellesebilirken, zeki olan duygulariyla hareket etmeme kararliligini sergiler. Sakin, zeki olanlari duygusuz diye düsünmeyin, sevdikleri zaman çok fazla severler.
Zeki insan, akilli insana göre çok daha fazla hos görülüdür. Zeki insanlarin bu yönlerini sabirli olmak ile karistirmamak gerekir. Çünki, sabirli olanlar genelde aklini kullananlardir. Hosgörülü bir insanin sabirli olmasina gerek yoktur. Ama sabirli insan hosgörülü olmak zorundadir. Kisaca tahammül etmek mecburiyetindedir. Ya birde tahammül sinirlari zorlaniyor ise? Aksi taktirde sabirli olamaz. Hosgörülü olmak en kolayi. Sevgiye giden en kisa ve en hizli yoldur. Hosgörüde, ne sabira ne de tahammüle ihtiyaç yok. Onlara baska yerlerde ihtiyacimiz var. Örnegin balik avlarken, nöbet tutarken, bebegi sallarken. Öyle hosgörülüyümki, maalesef beni çok sabirli zannediyorlar. Tekrar mutlu bir hafta sonu dilerim.
Anadolu'da denirki; "Akilli düsünene kadar deli kizini evlendirir." Buradaki deliden kasit, zeki olandir.
Kaynak:
http://www.profsaracoglu.com
Yorumlar
Yorum Gönder